Blog

Büyük İskender’in Kısa Ama Büyük Hayatından Muhtemelen Duymadığınız Satır Başları

Büyük İskender Kimdir?

Büyük İskender, tartışmasız dünya tarihinin en ikonik askeri liderlerinden biridir. Hannibal Barca, Julius Caesar, Fatih Sultan Mehmed ve Napoleon Bonaparte gibi dehalar, Büyük İskender’in başarılarını okuyarak büyümüşlerdir. Büyük İskender’e dair pek çok önemli bilgi, biyografinin babası sayılan Plutarkhos tarafından derlenmiştir. Bu yazıda, Plutarkhos’un “Paralel Hayatlar” adlı eserini kaynak alarak İskender’e dair önemli notları kronolojik sırayla paylaşacağım.

İskender’in Doğumu ve Çocukluğu

İskender’in babası II. Philippos, bir gün eşi Olympias’ın yanında yatan bir yılan görür. Bunu kötüye yorar ve eşiyle yatmamaya başlar. Eşinin doğaüstü varlıklarla ilişkisi olduğuna inanır, bir gün başına bir şeyler geleceğini hisseder. İskender, Efes’teki Artemis Tapınağı’nın yandığı gün doğar (M.Ö. Haziran 356, bazı kaynaklarda Temmuz olarak da verilir). Makedonya’da İskender’in doğumuna dair olumlu kehanetler vardır. Kahinler, kral babaya, bu çocuğun yenilmez olacağını söyler.

İskender’in Fiziki Özellikleri

İskender’in fiziki yapısını en doğru şekilde aktaran Lysippos’un heykelleridir. İskender, heykellerini sadece ona yaptırdığını söyler Plutarkhos. Ressam Apellis ise İskender’i çizerken daha koyu temalar kullanmıştır ve bu da İskender’in fiziki görüntüsü hakkında bilgi verirken sorunlar çıkarmıştır. Halbuki, İskender beyaz tenlidir ve göğsü pembeye yakındır.

Gençlik Yılları ve Eğitimi

İskender, gençken babasının söylevlerinden ve zaferlerinden dolayı sikkelere resmini çizdirmesinden pek hoşnut olmazdı. Pers İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra İskender’de de fevri hareketler başlamıştır. İskender, çok hızlı koştuğu bilinen biri olarak tanınırdı. Yakınları, olimpiyatlardaki koşu yarışına katılıp katılmayacağını sorunca, “Koşucular arasında kendim gibi bir kral görmediğim için katılmıyorum” derdi. Sporcuları pek sevmezdi.

İskender’in İlk Diplomatik Başarısı

II. Philippos’un seferde olduğu bir dönemde saraya Pers elçileri gelir. İskender, elçilere geldikleri yolların uzunluğu, kralları hakkında detaylı ve enteresan sorular sorar. Elçiler, bu genç adama büyük saygı duyarak ayrılırlar. Boukephalas adında bir at, kral babasına satılmak için getirilir. Hiçbir Makedon bu ata binemez. İskender, bu ata kolaylıkla binebileceğini söyler ve atın başını güneşe doğru çevirerek sakinleştirir. Dört nala giden oğlunu gören babası, “Makedonya sana dar gelir oğlum, git kendine başka bir krallık bul!” der.

Aristoteles ile Eğitim

Babası, oğlunun en iyi hocalardan faydalanması için Aristoteles’i oldukça yüksek bir ücret karşılığında getirtir. İskender 13, Aristoteles ise 42 yaşındadır. Aristoteles, İskender’in hizmetine sadece bilinen şeyleri değil, kitaplarına yazmadığı önemli bilgileri de sunar. İskender’in tıpa ayrı bir önem verdiği ve genç yaşındayken bile çevresindekilere tedavi önerileri sunduğu belirtilir.

İskender’in Kitap Sevgisi

Okumaya bayılan İskender’in yanından ayırmadığı tek bir kitap vardır: İlyada. Yastığının altında her zaman bir kılıç ile İlyada’nın olduğu söylenir. Ayrıca, Euripides, Sophokles ve Aiskhylos’un tragedyalarına da düşkündür. Babası Philippos, Byzantion üzerine sefere çıktığında krallığı ona emanet eder. Yaş 16’dır.

Baba-Oğul Çatışması

Baba-oğul arasındaki uyum, babasının yeni bir eş aramasıyla çatırdamaya başlar. Kızı olabilecek yaştaki Kleopatra ile evlenmek istemesi, annesine çok bağlı olan İskender için affedilecek bir şey değildir. Bir gün herkesin huzurunda tartışma çıkar. Babası kılıcını çeker, İskender’in üzerine yürür fakat sarhoşluktan düşer. İskender çevredekilere, “Bir sedirden diğerine geçemeyen bu adamdan Avrupa’dan Asya’ya geçmesini nasıl bekliyorsunuz?” der. İskender, annesiyle birlikte Epeiros’a, ardından da İllyria’ya gider. Kısa bir süre sonra babası, af dilemek için onu yanına çağırır.

Philippos’un Suikasti ve İskender’in Tahta Çıkışı

Bir gün kral babası, muhafızlarından biri olan Pausanias’ı azarlar. Gururuna yediremeyen muhafız, kralını öldürür. Pek çok kişi bu suikastın arka planında İskender ve annesi Olympias’ın olduğunu belirtir. İskender ise kral olduğunda suikastta ismi geçen herkesi buldurur ve öldürtür. İskender, Makedonlar’ın kralı olduğunda 20 yaşındadır. Tahta çıktıktan sonra asi Yunan şehirlerine hadlerini bildirmeye başlar. İskender’e “çocuk” diyen Atina lideri Demosthenes’e, “Artık bir erkek olduğumu Atina surları önüne geldiğimde anlarsın!” der.

Büyük İskender’in Sefere Çıkışı

Persler üzerine sefere çıkmayı daha önceden kafasına koyan İskender, arkasında asi bir şehir bırakmamak için Yunanlar’a olabildiğince uysal davranmaya çalışır. Korinthos’ta Yunanlar’ın lideri olarak kabul edildiğinde, orada bulunan Sinoplu Diogenes (Diyojen) kendisine gereken saygıyı göstermez. İskender, Diogenes’i ziyaret eder ve bir isteği olup olmadığını sorar. Diogenes, “Güneşimi engelleme!” der. Bu cevaba hayran kalan İskender, kurmaylarına, “İskender olmasaydım, Diogenes olmak isterdim.” der.

Delphoi Kehanetleri ve Pers Seferi

İskender, antik çağdaki her lider gibi kehanetlere inanırdı. Persler üzerine atılmadan önce Delphoi Tapınağı’na gider. Kahinler ve rahibeler, uygunsuz bir vakitte oldukları için İskender’in huzuruna çıkmazlar. İskender, rahibeleri zorla tapınağa sokar. Pers seferine çıkarken elindeki ordunun mevcudu net olarak bilinmese de yaklaşık 30 bin piyade ve 4 bin süvari olduğu tahmin edilmektedir. Hellespontos (Çanakkale) Boğazı’ndan geçerek Asya’ya geçer.

Granikos Savaşı ve İlk Zaferler

Troia şehrine varınca tanrılara kurban sunar ve Akhilleus’un gömüldüğü yere zeytinyağı sürerek onurlandırır. Granikos (Biga) Geçidi’nde Pers hükümdarı Darius’un komutanlarıyla karşılaşır. Granikos Savaşı’nda İskender, miğferi ve kalkanıyla hemen dikkat çeker ve Persler toplu halde İskender’in bulunduğu bölüme saldırır. İskender hafif yaralanır ama savaşı kazanır. Granikos zaferiyle birlikte Sardes teslim olur, Halikarnassos (Bodrum) ve Miletos (Milet) şehirleri de düşer. İskender, Miletos’un düşmesinden sonra kıyı boyunca ilerlemeye başlar ve Phenike (Fenike) ve Kilikia’yı hedefler.

Gordion Düğümü ve Orta Asya Seferi

Phrygia (Frigya) ele geçirilince, Gordion Düğümü’nü çözer. Bu düğümü çözenin her yere hakim olacağına inanılırdı. İskender zorlar ama başaramaz ve sonunda kılıcını çekip düğümü ortadan ikiye ayırır. Kilikia’ya döndüğünde hastalanır ve ilerleyemez. Philippos adlı bir doktor tarafından tedavi edilir ve iyileşir. İskender, iyileşir iyileşmez, yeniden sefere çıkar ve İssos Savaşı’nda Pers Kralı III. Darius’u mağlup eder. Darius’un ailesi esir düşer ve İskender, kraliyet ailesine büyük bir saygıyla davranır. İskender’in cömertliği ve büyüklüğü, Darius’un ailesinin gözünde onun ne denli büyük bir lider olduğunu bir kez daha kanıtlar.

Fenike ve Mısır Seferi

İssos Savaşı’ndan sonra İskender, Fenike kıyılarına doğru ilerler ve Tyre (Sur) şehrini kuşatır. Tyre, güçlü surları ve deniz savunmasıyla ünlüdür, ancak İskender’in kararlılığı ve askeri dehası şehri düşürür. Tyre’nin alınmasından sonra İskender, Gazze’yi de fetheder ve Mısır’a girer. Mısır halkı İskender’i kurtarıcı olarak karşılar ve Mısır’a geldiğinde oradaki rahipler tarafından “Amon’un Oğlu” olarak kabul edilir. Bu unvan, İskender’in tanrısal bir figür olarak kabul edilmesine katkı sağlar.

Büyük İskender’in İskenderiye’yi Kurması

Mısır’da bulunduğu süre boyunca, İskender, Akdeniz kıyısında yeni bir şehir kurmaya karar verir. Bu şehir, İskenderiye adını alır ve zamanla antik dünyanın en önemli kültürel ve ticari merkezlerinden biri haline gelir. İskenderiye, İskender’in vizyonunu ve şehircilikteki dehasını yansıtır.

Gaugamela Savaşı ve Pers İmparatorluğu’nun Çöküşü

Mısır’dan sonra İskender, Darius’u kesin olarak yenmek için doğuya doğru ilerler. Gaugamela Savaşı’nda, M.Ö. 331 yılında, Darius’un ordusunu bir kez daha mağlup eder. Bu zafer, Pers İmparatorluğu’nun çöküşünü hızlandırır. Darius, savaş alanından kaçar ancak kısa bir süre sonra kendi adamları tarafından öldürülür. İskender, Darius’un ölümünü öğrenince büyük bir üzüntü duyar ve ona layık bir cenaze töreni düzenler.

Doğuya Doğru İlerleyiş ve Hint Seferi

İskender, Pers İmparatorluğu’nu fethettikten sonra doğuya doğru ilerlemeye devam eder. Afganistan ve Orta Asya’yı geçerek Hint Yarımadası’na ulaşır. M.Ö. 326 yılında, İndus Nehri’nin kıyısında Puru (Poros) ile karşılaşır. Hydaspes Savaşı’nda İskender, Puru’nun ordusunu mağlup eder ve Puru’yu esir alır. Ancak, Puru’nun cesareti ve liderliği karşısında etkilenir ve ona krallığını geri verir, hatta topraklarını genişletir.

İskender’in Askerlerinin İsyanı ve Geri Dönüş Kararı

Hint Yarımadası’ndaki zaferlerinden sonra, İskender daha da doğuya gitmek ister. Ancak, ordusu artık yorgundur ve askerler, evlerine dönmek istemektedir. İskender, askerlerinin isteğine karşı koyamaz ve geri dönme kararı alır. Babil’e geri dönerken, Gedrosia Çölü’nü geçerken büyük zorluklarla karşılaşır ve ordusu ağır kayıplar verir.

Büyük İskender’in Ölümü

Babil’e döndüğünde İskender, büyük planlar yapar ve yeni seferler için hazırlıklara başlar. Ancak, M.Ö. 323 yılında, henüz 32 yaşındayken aniden hastalanır ve ölür. İskender’in ölümü, antik dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin liderinin kaybı anlamına gelir ve imparatorluğu generalleri arasında bölünür.

Büyük İskender’in Mirası

İskender’in fetihleri, antik dünyanın siyasi ve kültürel haritasını kalıcı olarak değiştirir. Hellenistik dönem, İskender’in fetihlerinin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıkar. İskender’in kurduğu şehirler, özellikle İskenderiye, bilim, sanat ve kültürün merkezleri haline gelir. Büyük İskender, askeri dehası, kararlılığı ve vizyonuyla tarihte eşsiz bir figür olarak yerini alır. Onun mirası, fethettiği topraklardaki kültürel etkileşim ve Hellenistik dönemin yükselişi ile günümüze kadar ulaşır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün